Yenidoğan Ne Demektir?
Doğumdan sonraki ilk dört haftalık dönem YENİDOĞAN olarak adlandırılır. Yenidoğan dönemi gebelik haftasına göre kendi içerisinde alt gruplara ayrılır.
Gebelik Haftasına Göre Yenidoğan Dönemleri Nasıl Sınıflandırılır?
20-37 hafta arasındaki doğumlar ERKEN (preterm) doğum olarak adlandırılır. 20 haftadan önceki doğumlar ise DÜŞÜK (abortus) olarak isimlendirilir.
38-42 haftalık doğumlar ZAMANINDA (term) doğum olarak adlandırılır.
42 haftadan sonraki doğumlar GEÇ (postterm) doğumlar olarak adlandırılır.
Yenidoğan Dönemi Alerjilerinin Nedenleri Nelerdir?
-Erken doğum nedeniyle maturasyonun (gelişmenin) yeterince tamamlanamaması
-Kalıtsal enzim eksiklikleri
-Mikrobiyal flora yetersizliği
Alerjilere sebep olan faktörleri kabaca bu üç başlık altında toplayabiliriz. Yenidoğan alerjilerinde bazen yukarıda sayılan birden fazla faktörün eş zamanlı olarak etkisi söz konusu olabilir. Özellikle ‘’Mikrobiyal Flora Hasarına’’ bağlı gelişen alerjilerin bir kısmı yenidoğan döneminde uygulanan tedavilerin seçiminde daha dikkatli ve özenli davranarak önlenebilir.
Yenidoğan Dönemi Flora Hasarına Sebep Olan Faktörler?
Yenidoğanlar belirli bir mikrobiyal flora ile hayata başlar. Bu mikrobiyal floranın çeşitliliği ve yeterliliği gebelik dönemindeki anne sağlığı, annenin beslenme durumu, geçirdiği hastalıklar, kullandığı ilaçlar, alkol ve sigara kullanımı, yaşadığı çevresel faktörler vb. birçok durumdan etkilenir. Yenidoğanın doğum haftası da mikrobiyal florasının şekillenmesinde önemlidir. Ayrıca doğum şeklinin normal veya sezaryen olması yenidoğan florasını belirleyen diğer bir faktördür. Doğduktan sonraki yaşamsal fonksiyonlarının yeterliliği ( emme refleksi, solunum ve beslenmeye engel doğumsal anomaliler vb.) diğer faktörlerdir. Doğum esnasında ve doğum sonrasında yenidoğana uygulanacak tedaviler de flora oluşmasında ve mevcut floranın korunmasında önemlidir. Yapılacak yoğun antibiyotik ve kortikosteroid tedavileri florada oluşan hasarda çok önemlidir.
Yenidoğanın florasında oluşan hasar alerjik reaksiyonları başlatan olaylardan biridir. Bazı durumlarda yenidoğanda oluşan flora hasarına bağlı olarak anne sütü de dahil olmak üzere tüm oral besin ögelerine karşı alerji gelişebilir. Ve bundan dolayı yenidoğan oral yoldan beslenemeyebilir. Bu durumda tek seçenek yenidoğanın parenteral (damar yolu) beslenmesidir.
Mikrobiyal Flora Ne Demektir?
Vücudumuzun bazı bölgelerinde, bizimle birlikte yaşayan, bize zarar vermeyen, hatta birçok faydası olan, bulunduğu bölgenin temel antimikrobiyal savunma hattını oluşturan, ayrıca bulunduğu bölgenin nemlilik ve asiditesine katkı sunan, enzimatik fonksiyonları da olan, sindirim ve sentez fonksiyonlarına sahip, binlerce çeşitlilikte, trilyonlarca sayıda, sürekli kendini yenileyen, satlerle belirtilecek kadar kısa yaşam döngüleri olan, tek hücreli canlılarla, ahenk, uyum ve huzur içinde birlikte yaşarız. Biz onlara konaklık yaparken, onlarda bizim için sayısız ve vazgeçilemez faydalar sağlarlar. Tüm bu tek hücreli canlılar MİKROBİYAL FLORA olarak isimlendirilir. Bazen yalnızca FLORA olarak da adlandırırız. FLORA bulunduğu bölgeye göre de adlandırılır; Ağız içi florası, genital bölge florası, sindirim sistemi florası vb. Bu kadar bilgiden sonra söylenmesi gereken en önemli cümle ‘’İNSANLAR FLORALARI OLMADAN YAŞAYAMAZLAR’’.
Mikrobiyal Flora Niçin Önemlidir?
İnsanların flora olmadan yaşaması mümkün değildir. Floranın var olması ve birlikte yeterliliği de bulunduğu bölgenin fonksiyonlarını belirleyen önemli faktörlerden biridir. İlgili bölge florasının var olması ile yeterli biyoçeşitlilikte olması aynı şey değildir. İlgili bölge florası yeterli biyoçeşitlilikte olursa ancak o zaman maksimum faydayı sağlar. Floramız var fakat yeterli biyoçeşitlilikte değilse, o floradan elde edilecek fayda da aynı oranda sınırlı olacaktır. Tüm bölgelerdeki floramızın sağlıklı ve biyoçeşitliliğinin yeterli olması yaşamsal fonksiyonlarımız için vazgeçilmezdir.
Floramız ne kadar sağlıklı ve biyoçeşitliliği de ne kadar yüksek ise o ölçüde SAĞLIKLI, HASTALIKLIKSIZ, HUZURLU, MUTLU, BAŞARILI, VERİMLİ, ÜRETKEN ve UZUN bir hayat yaşarız.
Mikrobiyal Floramızı Kaybedersek Ne Olur?
Sindirim Sistemi Mikrobiyal Floramızı tamamen veya kısmen kaybedersek öncelikle en önemli antimikrobiyal savunmamız yara almış olur ve buna bağlı birçok enfeksiyona çok daha kolay yakalanabiliriz (ishal vb.). Mikrobiyal flora kaybı bulunduğu bölgenin diğer fonksiyonlarında da zafiyete neden olur. Sindirim sistemi florası hasarına bağlı olarak gıda intoleransı ve gıda alerjileri görülebilir. Uzun dönem flora hasarı sonrasında beslenme bozukluğu, gelişme geriliği, geçirgen bağırsak tablosu ve beraberinde otoimmün hastalık süreçleri başlar.
Yenidoğan dönemi enfeksiyonları ve solunum sıkıntıları sonrası uygulanan antibiyotikler ve kortikosteroidlere bağlı olarak sindirim sistemi florasında ağır hasarlar oluşabilir. Antibiyotikler yalnızca enfeksiyona sebep olan mikropları öldürmekle kalmaz aynı zamanda vücudumuzda bulunan floraya da zarar verir ve bu flora hasarı bazen kalıcı nitelikte olup, floranın tekrar kazanılması için ek tedavilere ihtiyaç duyulabilir. Oluşan sindirim sistemi florası hasarı sonucunda sıklıkla gördüğümüz gıda alerjileri ortaya çıkabilir. Bazan bu gıda alerjileri anne sütüne ve her tür mamaya karşı da gelişebilir. Bu durumda yenidoğanın oral yoldan beslenmesi mümkün olamayabilir. Böylesi durumlarda tek seçenek yenidoğanın damar yolundan beslenmesidir. Alerjiye bağlı olarak oral beslenemeyen yenidoğanlarda damar yolundan verilen bazı besin ögelerine karşı da alerjik reaksiyonlar görülebilir.
Bu şekilde flora hasarına bağlı olarak gelişen yenidoğan gıda alerjilerinde yapılacak tek tedavi FLORANIN YENİDEN RESTORASYONUDUR.
Flora Restorasyonu son derece ciddi deneyim isteyen bir tedavi yöntemidir. Bu esnada yenidoğanın hem beslenmesinin sürdürülmesi, hem de beraberinde FLORA RESTORASYONU yapılması gerekir. Flora Restorasyonu yapmadan oral beslenmeye karşı gelişen alerji tablosunu düzeltmek ve yenidoğanın normal sağlıklı koşullara dönmesini sağlamak mümkün değildir.
Hastaya mümkün olan en fazla sayıda çoğul donör kullanılarak yapılacak Flora Restorasyonu daha faydalı olacaktır. Ne kadar fazla ve sağlıklı donör kullanarak Flora Restorasyonu yaparsak o kadar etkili ve de daha kısa sürede flora restorasyonunu gerçekleştirebilmemiz mümkün olacaktır.
Doç Dr Murat KANLIÖZ
Genel Cerrahi Uzmanı

