Obezitenin Bağırsak Mikrobiyotasıyla İlişkisi

OBEZİTENİN BAĞIRSAK MİKROBİYOTASIYLA İLİŞKİSİ

OBEZİTE son elli yıldan beri tüm Dünya genelinde kontrolden çıkmış bir şekilde artan ve halk sağlığını tehdit eden en önemli sağlık problemlerin başında gelmektedir.

Obezite 3. Sanayi Devrimi ile birlikte Dünya genelinde ciddi sağlık problemi olmaya başlamıştır.

Obezitedeki artış hızının daha da tehdit edici boyut kazanması özellikle 4. Sanayi Devrimi (Endüstri 4.0) olarak tanımlanan döneme denk gelmektedir.

3. SANAYİ DEVRİMİ (Endüstri 3,0) Ne Demektir?

3. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan süreç 1970’lerden itibaren başlayan elektronik ve otomasyon sistemlerinin sanayide kullanımını tanımlar.

4. SANAYİ DEVRİMİ (Endüstri 4.0) Ne Demektir?

Sanayi üretiminde fiziksel, biyolojik ve dijital entegrasyonu sağlanması olarak tanımlanabilir. Endüstri 4.0 dönemi ile birlikte üretimde insan gücüne bağımlılık azalmakta, makineler kendi aralarında dijital otomasyon ilişkileri ile üretimi yönlendirmekte, verimlilik maksimizasyonu sağlanmakta ve bununla birlikte üretim maliyetleri azaltılmaktadır. Bu şekildeki üretimde insana ve insan emeğine duyulan ihtiyaç azalmaktadır. 4. Sanayi Devrimi 2011’den itibaren başlayıp halen yaşadığımız dönemi kapsamaktadır.

OBEZİTENİN ARTIŞINDA 3. ve 4. SANAYİ DEVRİMİN YERİ

3.Sanayi Devrimi ile başlayan üretim ilişkileri sürecinde, Endüstri 4.0 ile birlikte daha da artan oranda üretimde insanın fiziksel aktivitesine olan bağımlılık azaldığı için daha hareketsiz bir yaşam tarzı ortaya çıkmıştır. İnsanların fiziksel aktivitelerinin azalması obezitenin ortaya çıkmasındaki en önemli faktörlerden biridir.

Dijitalleşme yalnızca üretimde kendini göstermekle kalmayıp hayatımızın tüm aşamalarına nüfuz etmektedir.

ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİNDEKİ ARTIŞIN SEBEPLERİ

Bundan elli yıl önce çocuklar sokaklarda, parklarda oynayarak vakit geçirirken ve sosyalleşirken, bugün oyunlarını ekran başında oynamakta ve sosyalleşmeye çalışmaktadır.

Geçmişte çocuklar mahalledeki tüm çocukları ve bu çocukların anne, baba ve kardeşlerini tanırdı. Günümüzde ise aynı binada, aynı sitede ve aynı sokakta oturan çocuklar birbirini tanımıyor. Çünkü tüm çocuklar kapalı mekanlarda ekran karşısında ders çalışmakta, oyun oynamakta, sosyalleşmeye çalışmaktadır.

Bunların sonucu olarak hareketsiz bir yaşam ve beraberinin obezite oranlarındaki artış kaçınılmaz olmaktadır.

OBEZİTENİN ARTIŞINDAKİ BAŞKA FAKTÖRLER NELERDİR?

Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler üzerinde önemle durulması gereken faktörlerden biridir. Aşırı miktarda yağlı ve şekerli beslenme modellerinin özendirilmesi ile çocukluk çağından itibaren böyle bir alışkanlık kazandırılması obezite ve beraberinde ortaya çıkan hastalıkların gelişimi açısından en önemli tehdittir (Hamburger-cola-cips).

Yapılan birçok araştırma göstermektedir ki; ekran karşısında normalden daha fazla besin tüketilmektedir.

Fast-food olarak adlandırılan sektörde alışkanlık kazandırılması temel stratejidir. Alışkanlık bir süre sonra bağımlılık halini almaktadır. Alışkanlık ve bağımlılığa giden süreçte kullanılan toplumsal rol modeller aracılığı ile yapılan reklam ve kampanyalar son derece etkindir.

Bilinmektedir ki şeker bağımlığının tedavisi en az uyuşturucu bağımlılığının tedavisi kadar zordur.

Tüketebildiğimizden daha fazla enerji aldığımızda bunlar yağ dokusu olarak depolanmakta ve kilo artışına sebep olmaktadır. Bunun tam tersi tükettiğimizden daha az enerji alırsak bu seferde depolanmış yağlarımızdan kullanarak eksik olan kısım telafi edilmekte ve yağ depolarımız azalmak ve de kilo vermekteyiz.

MİKROBİYAL FLORA NEDİR?

İnsan vücudunun bazı bölgelerinde bizimle birlikte yaşayan, bize zarar vermeyen, yaşadığı bölgede yaşamsal fonksiyonlar gerçekleştiren, bulunduğu bölgeyi dışarıdan gelen mikrobik saldırılara karşı koruyan, enzimatik, biyokimyasal ve hormonal fonksiyonlara da sahip olan, barındığı bölgenin nemlilik ve asiditesine katkı sunan tek hücreli canlı kümeleri ile birlikte yaşarız. Bunlar çoğunlukla bakteri, maya ve virüslerden oluşur. Her birinin yaşadığı bölge ve fonksiyonları özeldir. Bu tek hücreli dostlarımız olmadan bizlerin yaşamını sürdürmesi olanaksızdır. Bunların genel ismi FLORA’dır. Bulundukları bölgeye göre sindirim sistemi florası, boğaz florası, kalın bağırsak florası, göz florası vb. adlandırılır.

OBEZLERDE BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI

Obezlerin bağırsaklarında karbohidrat ve yağ sindirimine yönelik mikrobiyal sapmalar izlenir. Karbonhidrat ve yağ sindirimine yönelik mikrobiyal floranın baskın hale gelmesi mikrobiyal dengeyi bozar. Bazı kişilerde bu süreç disbiyozis olarak adlandırılır. Mikrobiyal dengenin bozulması ile birlikte bazı besin ögelerinin sindirim ve sentezinde aksamalar ve besin ögelerinin alınamaması veya yetersiz alınmasına bağlı olarak beslenme bozukluğu hastalıkları ortaya çıkar. Mikrobiyal Flora biyoçeşitliliğinde bozulmanın ilerleyen dönemlerinde süreç özellikle karbohidrat bağımlılığıdır ki bunun sonucu olarak şeker regülasyonunun bozulması, obezite ve bunlara bağlı metabolik hastalıklar kaçınılmazdır.

KARBONHİDRAT BAĞIMLILIĞI NEDİR?

Karbonhidrat bağımlılığı, yoğun karbonhidrat (şeker, un ve mamülleri) kaynaklı beslenmeye bağlı olarak bağırsaklarımızda karbonhidrat tüketen ve sindiren mikrobiyal floranın gereğinde fazla artması ve mikrobiyal dengeyi bozması ile başlayan süreçtir. Bağırsaklarımızda karbonhidrat florasının aşırı artışı sonucu iştahımız sürekli olarak karbonhidrat ağırlıklı besinleri tüketme eğilimine girer. İstemsiz olarak karbonhidratlı gıdalara yöneliriz. Bir süre sonra ne kadar fazla yemek yersek yiyelim, eğer karbonhidrat almamış isek doyma hissimizi bastıramayız. Bunu size en tipik olarak şöyle anlatabilirim. Hepimizin çevresinde bazı insanlar vardır, ve derler ki ‘’Ne yersem yiyeyim, ne kadar yersem yiyeyim, ekmek yemeden veya yemeğin üzerine tatlı yemeden doyamıyorum’’. Bu söyleyenler son derece gerçekçidir ve hissettikleri gerçeği dile getirmektedirler. Çünkü karbohidrat floramızı doyurmadan kendimizi doymuş hissedemiyoruz.

‘‘karbohidrat floramızı doyurmadan kendimizi doymuş hissedemiyoruz’’

İşte bu tablo KARBONHİDRAT BAĞIMLILIĞI olarak adlandırılır.

Karbonhidrat florası lehine bozulan bağırsak floramızı tekrar sağlıklı hale getirmeden karbonhidrat bağımlılığından kurtulmak mümkün değildir. Bağırsak floramızı tekrar sağlıklı hale getirmek bazan dışarıdan müdahale yapmayı gerektirebilecek boyutta olabilir. Diyet veya başka yöntemlerle sağlıklı bağırsak florası tesis edilemeyecek ölçüde flora hasarı olan hastalara uygulanabilecek yegane tedavi yöntemi sağlıklı donörden yapılacak mikrobiyal flora naklidir.

OBEZİTEDE BAĞIRSAK FLORA BOZUKLUĞUNUN GETİRDİĞİ EK PROBLEMLER

Obezite ile birlikte bağırsak floramızda oluşan dengesizlik nedeniyle, normal kilodaki sağlıklı bağırsak mikrobiyal florasına sahip kişilere göre çok daha fazla otoimmün hastalıklara yatkınlık artmaktadır. Bu otoimmün hastalıklardan en fazla görülenleri gıda alerjileri, Alerjik Astım, Romatoid Artrit, Sedef Hastalığı, Vitiligo, Haşimato Troiditi, İBH, alerjik dermatit vb.

Mikrobiyal florada oluşan dengesizlikle birlikte bazı besin ögelerinin sindirim ve emiliminde problemler yaşanabilir ve bu besin ögelerinin eksikliklerine bağlı hastalıkların gelişmesine zemin hazırlanır.

Aşırı karbonhidrat tüketimi, başta karaciğer yağlanması olmak üzere vücudumuzda tüm yağ depolarında artışa neden olur. Karaciğerdeki aşırı yağlanma beraberinde karaciğer fonksiyon bozukluklarına sebep olabilir.

KARBONHİDRAT AĞIRLIKLI FLORADAN KURTULMAK MÜMKÜN MÜ?

Obezite ile mücadelede en kritik eşiklerden bir tanesi bozulmuş olan bağırsak florasının yeniden sağlıklı bir şekilde restore edilmesidir. Bağırsak florasını sağlıklı hale getirmeden yapılacak obezite tedavilerinden etkin ve kalıcı sonuç almak mümkün değildir.

Obezite tedavisi olarak günümüzde sıklıkla uygulanan yöntemler olan ilaç tedavileri (enjektable), mide botoksu, mide balonu, Pilor Revizyonu ve tüp mide ameliyatlarıdır. Obezite tedavilerinin hangisi uygulanırsa uygulansın bağırsak flora restorasyonunu sağlamadan hiçbirinde etkin ve kalıcı çözüm elde etmek mümkün değildir.

BAĞIRSAK MİKROBİYAL FLORA RESTORASYONU GEREKTİĞİ NASIL ANLAŞILIR?

Bağırsak mikrobiyal florasında oluşan dengesizlik ve hasarın anlaşılması için öncelikle hasta detaylı olarak konu hakkında uzman bir hekim tarafında muayene edilmelidir. Yapılacak muayene ve sorgulamalar bundan sonraki sürecin nasıl yönlendirilmesi gerektiği hakkında bize yol gösterir. Başta gaita mikrobiyota testi olmak üzere bazı tetkikler yapılarak sonuca ulaşılır.

BAĞIRSAK MİKROBİYAL FLORA RESTORASYONU NASIL YAPILIR?

Yapılan muayene ve tetkikler değerlendirilerek bağırsak mikrobiyal florasının mevcut durumu ortaya konulur. Çoğunlukla yapılacak diyet düzenlemesi ve bazı besin ögelerinin kısıtlanması ve ek besin ögelerinin diyete eklenmesi ile bağırsak mikrobiyal florası yeniden restore edilebilir. Fakat bu uygulamalarda çok kısa sürede sonuç almayı beklemek hayal kırıklığına sebep olacaktır. Bağırsak florasında oluşan hasarın boyutu her ne ölçüde olursa olsun yapılacak uygulamalarda en erken sonuçlar 3-6 ay sonra alınmaya başlanacaktır. Tek başına diyet ve ek besinler bu restorasyonun sağlanmasında yeterli değildir. Yaşam şeklini yeniden düzenlemek gerekmektedir. Yaşam şeklini yeniden düzenlemekten kasıt şudur; Günlük en az bir saat spor yapılması, ilaçlardan özellikle antibiyotiklerden mümkün olduğunca uzak durulması, doğal beslenilmesi, tarımsal kimyasallardan (pestisit) kaçınılması, alkol ve sigara kullanılmaması bunların başında gelir.

Fakat bazı olgularda ise yukarıda saydığımız diyet kısıtlaması, ek gıdalar ve yaşam tarzı değişiklikleri bağırsak mikrobiyal florasını restore etmek için yeterli değildir. Bu durumda yapılması gereken şey ‘’Total Gastrointestinal Flora Nakli’’ planlanmasıdır.

TOTAL GASTROİNTESTİNAL FLORA NAKLİ NEDİR ve NASIL YAPILIR?

Sağlıklı ve biyoçeşitliliği yüksek olan, aşağıdaki tablo 1 ve tablo 2 kriterlerine uygun en az bir donör hazırlanır. Donörün işlem için gereken ön hazırlıkları tamamlandıktan sonra ameliyathane koşullarında genel anestezi altında endoskopik olarak ağızdan duodenuma, kolonoskopik olarak anüsden terminal ileuma kadar ulaşılarak yaklaşık 40-45 farklı anatomik bölgeden lavaj yöntemi ile her biri bulunduğu bölgenin biyokimyasal koşullarına uygun solüsyonlarla yıkanarak ve aspire edilerek 40-45 farklı anatomik bölgeden ayrı ayrı alınan flora örnekleri birtakım işlemlerden geçirilerek hazırlandıktan sonra, yine genel anestezi altında hastaya endoskopik ve kolonoskopik donörden alındığı eşdeğer bölgelere hazırlanan flora örnekleri nakledilir.

Tablo 1: Total Gastrointestinal Flora Transplantasyonunda Donör Seçiminde Hariç Tutma Kriterleri

Son Üç Aya Ait Kriterler Son Altı Aya Ait Kriterler Zamandan Bağımsız Kriterler
-Hastaneye yatanlar
-intravenöz tedavi alanlar
-Canlı aşı yaptıranlar
-Antibiyotik kullananlar
-Antifungal kullananlar
-Paratiz tedavisi yapılanlar
-Antiviral kullananlar
-Diş tedavisi yapılanlar
-Cerrahi girişim geçirenler
-Hayvan ısırma öyküsü olanlar
-Açık yaralanması olanlar
-İshal olanlar
-Şüpheli cinsel ilişki
-Aktif enfeksiyon geçirenler
-Doğum yapanlar
-Riskli bölgelere seyahat
-Kemoterapi
-Radyoterapi
-Hormonoterapi
-İmmünsüpresif tedavi
-Yoğun bakım tedavisi
-7 günü geçen oral STOP
-Majör cerrahi girişim
-Kan transfüzyonu
-HAV enfeksiyonu geçirenler
-Zirai ilaçlarla temas
-HIV enfeksiyonu taşıyıcısı (AIDS Hastalığı) olmak
-Hepatit B enfeksiyonu taşıyıcısı olmak
-Hepatit C enfeksiyonu taşıyıcısı olmak
-Kronik Enfeksiyöz Hastalığı Olanlar
-BMI: 20 kg/m2’den zayıf olanlar
-BMI: 30 kg/m2’den kilolu olanlar
-İnsülin Kullanan Diabet Hastaları
-Otoimmün Hastalığı Olanlar
-Ülseratif Kolit Hastaları
-Crohn Hastaları
-Çölyak Hastaları
-Laktoz İntoleransı Olanlar
-Sindirim Sistemi Kanseri Tanısı Konulanlar
-Sindirim Sistemi Cerrahisi Geçirenler (Apandektomi hariç)
-6 aydan az anne sütü alanlar
-Geçirgen Bağırsak Sendromu (LGS) tanısı konulanlar
-Uyuşturucu bağımlıları
-Alkolikler
-Sağlık çalışanları
-Hayat kadınları
-Homoseksüeller
-50 yaş üstü olanlar
-Şizofrenler
-Otistikler
-Toksik sanayi çalışanları
-Hamileler
-Üç haftadan fazla ağızdan beslenin durması

(*Kaynak: Kanlioz M, Ekici U, Ferhatoğlu MF. Total Gastrointestinal Flora Transplantation in the Treatment of Leaky Gut Syndrome and Flora Loss. Cureus. 2022 Nov 3;14(11):e31071. doi: 10.7759/cureus.)

Tablo 2: Donör Kalite Puanlaması

KRİTER PUAN Donör Puanı
Yaş (yıl) 0-20 yıl → 5 21-30 yıl→ 4 31-40 yıl→ 3 41-50yl→ 2 50+ yıl→ 1
Anne Sütü (ay) 1-6 ay↓→ 6 6 ay↑ → 9 9 ay↑→ 12 12 ay↑→15 24 ay↑→18
Yaşadığı Yer Kırsal → 10 Şehir→ 3 Metropol→ 0
Kemoterapi Almadı → 10 Aldı → 0
Radyoterapi Almadı → 10 Aldı → 0
Hormonoterapi Almadı → 10 Aldı → 0
3Hafta↑Antibiyotik Almadı → 10 Aldı → 0
İmmünsüpresif Tedavi Almadı → 10 Aldı → 0
Oral Beslenme Durması Durmadı→ 10 7 gün ↓ → 5 7+ → 0
Yoğun Bakım Tedavisi Olmadı→ 10 7 gün ↓ → 5 7+ → 0
DM öyküsü Yok → 10 Prediyabet→ 3 Diyabet → 0
Alerjik hastalık Yok → 5 Var → 0
Otoimmün Hastalık Yok → 5 Var → 0
Ailede otoimmün hastalık Yok → 2 Var → 0
Endüstriyel Gıda Tüketimi Yok → 5 Çok az → 2 Var → 0
Dizanteri Öyküsü Yok → 5 3≤ → 2 4≥ → 0
Gastroenterit Öyküsü Yok → 5 5≤ → 2 6≥ → 0
GIS cerrahisi Yok → 10 Var → 0
Kronik ilaç kullanımı Yok → 5 Var → 0
Beslenme bozukluğu Yok → 10 Var → 0
Alkol kullanımı Yok → 10 Nadiren→ 2 Çok sık → 0
TOPLAM PUAN:
PUANA GÖRE DONÖR KALİTESİ
*125 puan ve ↑: İdeal Donör
*100-124 puan: Çok İyi Donör
*90-99 puan: İyi Donör
*80-89 puan: Kabul Edilebilir Donör
*70-79 puan: Kalitesiz Donör
*69-↓ puan: Çok Kalitesiz Donör
Toplam Donör Puanı:

(*Kaynak: Kanlioz M, Ekici U, Ferhatoğlu MF. Total Gastrointestinal Flora Transplantation in the Treatment of Leaky Gut Syndrome and Flora Loss. Cureus. 2022 Nov 3;14(11):e31071. doi: 10.7759/cureus.)

BAĞIRSAK MİKROBİYAL FLORA RESTORASYONU İLE KİLO VERMEK MÜMKÜN MÜ?

Beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzını değiştirerek, uygun besin ögelerini içeren gıdalarla uygun kaloride beslenerek ve bağırsak mikrobiyal florasının restore ederek kilo vermek hem mümkündür hem de sağlanan sağlıklı kilo, kalıcı nitelikte olacaktır. Başka herhangi ek obezite tedavi yöntemi uygulamadan yukarıda belirtilen unsurları yerine getirmek kilo vermek için yeterli olabilir.

Obezitede tedavisine başlamadan önce bu yöntemlerin uygulanması ek herhangi obezite tedavisine gerek kalmadan kilo vermeyi sağlayacaktır. Ancak bunu sağlayamayan kişilere ek obezite tedavileri uygulanabilir.

Fakat unutulmamalıdır ki ideal vücut ağırlığına ulaştıktan sonra, tekrar gereğinden fazla kalori içeren beslenme olduğu takdirde hiçbir obezite tedavi yöntemi kalıcı kilo vermeyi garanti etmez.

RESTORE EDİLEN BAĞIRSAK FLORASI TEKRAR BOZULABİLR Mİ?

Uygunsuz ve dengesiz beslenme, aşırı kalori alımına devam etme, geçirilecek sindirim sistemi cerrahileri, uzun süre antibiyotik kullanımı, ciddi enfeksiyon hastalıkları, kanser tedavileri (kemoterapi, radyoterapi), uzun süre yoğun bakım süreçleri, uzun süre oral (ağızdan) beslenememe durumları, açlık grevleri ve ölüm oruçları vb durumlarda restore edilmiş olan bağırsak mikrobiyal floramız tekrar hasar alabilir.

YAPILAN FLORA NAKLİ KALICI MIDIR?

Evet. Yukarıda belirtilen sindirim sistemi florasına zarar verebilecek olumsuzlukları yaşamadığınız sürece yapılacak olan Flora Nakli ömür boyu kalıcıdır.

Doç Dr Murat KANLIÖZ

Genel Cerrahi Uzmanı

Bize Yazın

WhatsApp

Hemen Ara